27 ocak 2010
Her geçen gün Mina’mızın gösterdiği gayret bize güç veriyor. Kardeşlerinin de yardımıyla Allah’ımızın izniyle Mina’mız daha iyi olacak. Bu sayfayı ziyaret eden herkeze teşekkürler. Enerjiniz bize yansıyor.
15.07.2009
Merhaba,
Ben Mina’nın teyzesi, bu sitedeki yazıların bircoğu benim tarafımdan yazıldı. Daha sonra Mina’nın iyileşme süresi uzayıp Mina’da hergün bizim görmeyi arzuladığımız şekilde büyük gelişmeler olmayınca, biz de siteye tektük girmeye, özel günler dışında veya Mina’da özel bir gelişme olmadıkça yazı yazmamaya başladık. Hatta ben bile son 6 ayda 3 kez girmişim. Sonra birden farkettimki Mina’nın sevgili arkadaşları Mina’yla ilgili bir gelişme var mı yok mu diye siteyi kontrol ediyor, ona yazılar gönderiyor… Ben sanmıştımki çocuklar çabuk unutur, hatta arkadaşlarının ziyaretleri seyrekleştikçe hepsi büyüyor ve yeni bir döneme giriyor, ilgi alanları değişiyor diye düşünmüştüm. Sonra arkadaşı Beril’in peş peşe göndermiş olduğu mesajları gördüm, artık kimse buraya yazmıyor diye şikayet etmişti. Gelemeseler bile Lila, Selena ve Beril’in surekli okulda Mina’dan bahsettiklerini ve okullarının kapanışıyla beraber yaz tatillerinde yapacaklarını anlattıklarını okuyunca, her ay onlar için 2 satır da olsa yazmaya karar verdim.
Sevgili çocuklar Mina, doktorların da bize söylediği gibi küçük karınca adımlarıyla ilerlemeler kaydediyor. Evimize doktorların haricinde gelen enerjileriyle Mina’ya destek veren insanların çoğu Mina’nın söylediklerimizi anladığını ve bize cevap veremediğini söylüyorlar. Biz de Mina’nın yanında günlük konuşmalar (bütün dedikodulardan haberi var) yapıyor veya kitap okuyoruz. Söylediğimiz herşeyi dikkatle dinliyor. Şu anda bir sıkıntısı olduğu zaman bize ağlayarak anlatıyor. Bir gün okulda gene aynı sınıfları paylaşamayacak olsanız bile, bahçede kaldığınız yerden arkadaşlığınıza devam edebileceğiniz günleri hasretle bekliyoruz. Hepinize iyi tatiller diliyor, yazarak Mina’ya verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle….
10.07.2009
Bugün Mina’yla Mina’sız 2. yılımızı doldurduk. 10 Temmuz’un yaklaşımına günler kala içimde nedensiz bir huzursuzluk, kalbim pır pır dolaşıyorum.
Bir tek ben mi böyleyim bilmiyorum, herhalde bir de Ayşin, bir de annem böyle olmalı. Hiç aramızda bu 10 Temmuz’u konuşmuyoruz, ama başlıyor işte birkaç gün öncesinde huzursuzluğumuz. En azından birbirimizin sesinden anlıyoruz… Her sene bugün Mina’mızın yeni hayatının yıldönümünde, gene içimizde bir umut, Mina’nın eski sağlığına kavuşacağı günleri bekliyoruz.
İyileştiğinde yapacağımız kutlama partisinin hayalini kuruyoruz.
Tam da içimizden bu Temmuz ayları bizim için hep böyle buruk, bir taraftan Mina’nın hastalandığı günü sessizce hatırlayarak, bir taraftan Mina’nın doğum günü olan 15 Temmuz’u kendi aramızda kutlayarak geçireceğimizi düşünürken Tanrı’nın ailemize bir sürprizi varmış meğer. Ayşin ve Güray’a yeni bir enerji verecek, sevgili Mina ve Maya’ya varlığıyla heyecan ve neşe getirecek olan kardeşleri CAN bebeğin doğumu da Temmuz ayına rastlayacak. Şu anda sadece Temmuz ayında doğacağını bildiğimiz bu bebek, eminim kendi ailesine olduğu kadar, bizlere de kaybettiğimiz eski neşemizi, mutluluğumuzu, umut ve enerjimizi de tazelemek üzere kendini doğacağı güne hazırlıyor. Tanrının bir bildiği vardır muhakkak, hayatımızda yaşamamız gereken bütün duyguları hep bir aya toplayarak yaşamamızı sağladığına göre… Yine de geçen sene olduğu gibi bu sene de yeni bir umutla hatırladığımız son 10 Temmuz olmasını diliyorum ve niyet ediyorum.
Ve her gece ettiğim bir duayı burada evrene yazarak paylaşmak istiyorum, belki o zaman sesim daha iyi duyulur” Tanrım lütfen çocuklar hastalanmasın, dünyadaki bütün çocuklara sağlıklı, güzel ve mutlu bir yaşam bahşet…”
Aylin
11.02.2009
Bir arkadaşından Minaya
Sevgili Mina;
Sen beni tanımıyorsun.Ben İTÜ ye yeni geldim. Selena’nın,Esra’nın,Aslı’nın,Lila’nın… arkadaşıyım. Herkes senden bahsediyor.:) fotoğraflarına baktım.çok şeker,çok tatlı ve çok iyi bir kıza benziyorsun. durumuna gerçekten çoo..k üzüldüm.umarım bir gün iyileşirsin.. ki iyileşceğine gerçekten inanıyorum..
küçücük bir şey ne kadar büyük bir olaya yol açıyor dimi..?Bazen bir avuç gözyaşıdır, bazen ise belli belirsiz ışıltıdır aynı gözlerde hayat. sen şuan hayatı gözyaşlarıyla yaşıyorsun. ama gün gelcek iyileşceksin.. buna inan.. sadece bir şey yapman gerkiyor..HAYATLA SAVAŞ!!!SAVAŞ VE KAZAN!! tek yapman gereken bu!herkes sana güveniyor..bunu sakın unutma..
ben seni tanımasamda sana güveniyorum..kimse seni unutmadı.. herkes senden bahsediyor,iyileşip yanlarına gelceğini biliyor..gözlerini aç..hayatın güzelliklerle dolu olduğunu gör..bu güzelliklerden biri de sensin.. arkadaşların senin bu güzel hayata dönmeni istiyor..
bazen de hayat çok acımasız olabiliyor.şuan olduğu gibi..
Hayat bir oyun gibi ve bizde içinde yaşayan oyuncaklar… peki ya bu ne zaman son bulacak ölünce mi ? hayır!kimse ölmeyecek.. bu sonu biz yaratacağız. hayat bizi oyuncak sanabilir ama biz oyuncak değiliz.buna bir son vermeliyiz ve bunu ancak sen yanımızdayken yapabilirz.verilen sözler tutulmak içindir derler.ama hayatın acımasızlığı yüzünden kendimize verdiğimiz sözleri tutamıyoruz..ama anladık ki hayat bizimle değil bizim onunla oynamamız gerekiyormuş..ve hep böyle yapıcaz.hayat seni bu duruma getirmiş olabilir ama bir gün gelicek iyileşiceksin..bizimle mutlu,güzel günlere…
umarım bir gün tanışırız..
sevgilerle sera…
06.01.09
2008′in son günlerinde Mina trakiyostomisini çıkardı ve biz anında takamadığımız için boğazındaki delik kapandı. Bu bizim uzun zamandır düşündüğümüz ama doktorlarla cesaret edemediğimiz bir şeydi. Mina bunda da bize azmini göstererek solunumunu tolere etti ve trakiyostominin tekrar takılmasına gerek kalmadı.
Bir yılı daha geride bıraktık. Mina’dan az haber verdiğimiz için sitemler aldık ama ben hep sizlere Mina kalktı diye yazmak istedim. 2009 bizim için yepyeni umutlar taşıyor.
Mina artık ağızdan besleniyor. Yoğun bakımın ilk günlerinde çay kaşığının ucundaki bir şeyi yutturmak için ne kadar çabaladığımızı hatırlıyorum. Şimdi ise tüm besinini ağızdan alabiliyor.
Yeni senenin tüm çocuklara sağlık ve mutluluk getirmesini diliyoruz.
22 Kasım 2008
Bu gün fotografçıda kalmış bir makarada Mina’nın resimi çıktı. Bize çok yakında çok büyük süprizler yapacağına inanıyorum.
[]
15 Temmuz 2008 Salı
11 sene evvel bu saatlerde(01.30) ilk sancılarla haber vermiştin dünyaya geleceğini ve sonra öğlen 11.45’te babanın ve benim heyecanlı ve sancılı bekleyişlerimizle aramıza katılmıştın. Gün geçtikçe güzelleşmiş, büyüdükçe ruhunun güzelliklerini göstermiştin bize. Bizi seçmiştin gelirken ve bizler sana bir şeyler öğrettiğimizi zannederken sen bize ne çok şey öğretmiştin.
Seninle ama sensiz ikinci doğumgünü. Bizim için özel günler gelmesini istemediğimiz günler oldu. Bayramlarda çok ağladık, yılbaşında 12 olmadan yattık, doğumgünlerimizi ise kutlamadık. Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok. Acının, üzüntünün ne demek olduğunu öğrendik. Meğer hiç yaşamamışım. Üzüldüğümü zannettiğim şeylerin ne kadar boş olduğunu ancak şimdi anlayabiliyorum. İnsanların tasalandıkları şeyleri gördükçe onlara “benim kızım bir senedir komada siz neyi dert ediyorsunuz” demek geliyor. Allah dayanma gücünü veriyor ve bekliyorum. Senin iyileşeceğin, eskisi gibi koşup oynayacağın günleri bekliyorum. Her gece bunların hayalini kurarak uykuya dalıyorum ve Allah’a dua ediyorum, rüyamda senden bir mesaj almak veya seni görebilmek için. Her sabah yeni bir umutla kalkıyorum.
Artık hiçbir şeyden korkmuyorum. Depremden, ölümden, hiçbir şeyden. Hayat bizim için öyle farklılaştı ki. uzun süredir karşılaşmadığımız insanlar veya senin olayını ilk defa duyanlar ne diyeceklerini bilemiyorlar. Onlar bana moral verecekken ben konuşmaya başlıyorum. İyi olacak diyorum. Toparlıyacak. Bir süredir insanlar beni iyi gördüklerini söylüyorlar. Hatta bazen hayret ediyorlar, nasıl dayanıyoruz diye. Aslına bakarsan bazen ben bile kendime hayret ediyorum. Nasıl yemek yiyebiliyorum, nasıl nefes alabiliyorum diye.
Allah’a sığınıyorum ve bu sınavı geçebilmek için dua ediyorum.
Güzel kızım, meleğim, sana sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Sağlık olmadan başka hiçbirşeyin işe yaramadığını hepimiz öğrendik.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki bizi bırakmadın. Nice mutlu yıllara……..
10 Temmuz 2008
Bugün 10 Temmuz 2008, tam 1 sene önce Mina’mızın hastalanmasıyla hayatımız değişti. Geçen sene bugün biz de coğu insan gibi sabah kalktık o günün programlarını yaptık, hatta yazın gideceğimiz tatilleri planladık, akşam çıkacağımız arkadaşlarımızla randevulaştık. Ama her şey öğlen aldığımız bir telefonla durdu. Önce Aytaç’ın telefonda ‘’Aylin Mina’nın kalbi durdu’’ lafından sonra korkunç bir çığlık attığımı hatırlıyorum. Sonra ‘’ doktorlar geri döndürdü şu anda yoğun bakımda ama bilgi vermiyorlar’’ dedi. ‘’Ayşin’le Güray’a haber verdiniz mi’’ diye sordum. Onlara Mina’nın zehirlendiğini , o yüzden hastanede olduklarını ve hemen Bodrum’a gelmelerini söylemişlerdi. Ben de onlarla aynı uçakta yer almıştım, havaalanı yolu boyunca ağlamaktan arabayı kullanamıyor, şimdi onların yüzüne bakınca kendimi nasıl tutacağım, onlara nasıl hiçbirşey olmamış gibi davranacağım diye düşünüp kendimi toplamaya çalışıyorum. Ayşin benim suratımdan kötü bir şey olduğunu anlar, Allahım bana kuvvet ver, onlara bunu nasıl söylerim diyerek daha beter hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Neyseki sen niye geliyorsun sorularını geçiştirerek, çok da fazla bir şey konuşmadan varmıştık Bodrum’a… Durumun vahameti bir tokat gibi çarpmıştı suratımıza. İnanamamıştık, bu bizim başımıza nasıl geldi? Bu küçük, dünyalar güzeli Mina’mıza olacak şey miydi? Biz sanıyorduk ki böyle şeyler başkasına olur, bize olmaz…. Sonrasında günlerce, aylarca ve hatta 1 yıl süren bir bekleyiş… İlk günden beri hep sandık, inandık ki bu ismi konulamayan hastalık her ne ise, nasıl bir anda oldu, Mina öyle bir anda iyileşecek, kendine gelecek. Hala bekliyoruz, umudumuzu hiç kaybetmedik… Biliyoruz bir gün Mina uykudan uyanacak ve hayata kaldığı yerden devam edecek. Nasıl umudumuz ilk günkü gibiyse acımız ve özlemimiz de öyle ilk günkü gibi…
İnsanlar diyor ya zaman en büyük ilaç, zamanla alışıyorsun diye… O galiba başkaları için geçerli. Biz en yakınları bakıyoruz, hala niye alışamadık, niye kabullenemedik, acaba bizde bir tuhaflık mı var diye. Sonra insanın turp gibi sağlam çocuğunun bir anda sihirli bir değnek değmişcesine hastalanmasını kabullenmesi hiç kolay bir şey değilmiş maalesef. Hep kendime, seneye bu zaman her şeyi unutmuş olacaz, gene güle oynaya hayata devam edicez, bu bir kabus ve bir sabah uyanıcaz dedim. Hala demeye devam ediyorum, inşallah bir gün arkaya dönüp baktığımızda çok şükür kabus bitti diyeceğiz.
Bütün bu yaşadığımız zor günleri geçirirken, Mina sayesinde dünyaya, hayata, ailemize, birbirimize, arkadaşlarımıza olan bakış açımız bir anda değişti…Sadece biz mi, bizim etrafımızda olan bizi tanıyan herkesin hayata bakışı değişti. Ailecek birbirimize kenetlendik, şimdiye kadar olmadığımız kadar birbirimize yakın olduk. Hepimizin evinde öncelikli konu Mina, Ayşin, Güray ve Maya oldu. Onların bize ihtiyacı mı var, bizden bir şey mi istiyorlar hemen onların yanında olmaya çalıştık. Zaten aile demek bu demek değil midir, biz bunun önemini gördük ve birbirimizi yarı yolda bırakmamaya çalıştık. Ayşin’le o günkü acımızı hafifletmek, kendimizi teselli etmek üzere okumaya başladığımız kitaplarla 3. boyutla tanıştık, huzur bulduk. Hepimizin önceki hayatlarımızdan taşıdığımız kalıntılarımız, korkularımızla tanıştık, onlarla yüzleştik, onlarla teselli bulduk. Öğrendik ki Mina’nın bu dünyaya gelişinde ve sürdüğü kısacık hayatında bir misyonu varmış. Bu misyon, bize hayatta ne olursa olsun, neyle karşılaşırsak karşılaşalım birbirimize destek olmayı, yaşadıklarımızın bize mutlaka hayrımıza olacağını düşünmeyi, seçimlerimizin özgür irademizle yaptığımız seçimler olduğunu ve bunları bir şekilde yaşamamız gerektiğini, hayatta sağlık, mutluluk ve huzurun önemini…. Biz bundan sonra Mina’nın sayesinde kuru kuru bir hayat yaşamayacağız. Bu dünyaya yaşamış olmak için, günlerimizi tamamlayıp gitmek için gelmediğimizi öğrendik. Bundan sonra yaşadığımız sürece kendimizin, ailemizin, çocuklarımızın hayatını daha yaşanır hale getirmek için farklı çalışmalar yapıcaz, hergün yeni bir şey öğrenmeye ve uygulamaya gayret edicez.
Mina’cım uyandığın zaman, bizi çok farklı bulacaksın. Bizi tanıdığından daha sevgi dolu, huzurlu, mutlu ve daha bilge insanlar olarak görüceksin. Bilmiyorum bunu söylemek ne kadar doğru, belki sen hastalanmasaydın, başımıza böyle bir şey gelmeseydi, biz bu kavramları belkide hiç bilmeyecektik. Bilmem sen fark edebiliyor musun, ruhun bizi algılıyor mu, söylediklerimizi duyabiliyor musun? Burada en büyük görev annen ve babanın oldu. Onlar bütün karmaşık duyguları da yüklendiler. Bir taraftan ağladılar, bir taraftan tevekkülle karşılayıp sessizce beklediler, bir taraftan isyan ettiler, bir taraftan oturup dua ettiler. Bir doktor gibi yapılması gereken her şeyi öğrenip evde sana itinayla baktılar. Birçok insanın ağırlığına dayanamayacağı bu yükü, onlar sana olan sevgileri ve inançlarıyla sahiplenip beklediler. Mutlaka senin bize geri dönüşünün bir zamanı olduğuna inanıyorum. Bunun ne kadar uzun veya kısa olduğuna eminim sen ve Allah birlikte karar verdiniz. Kalbimden bu sürenin çok uzun olmamasını diliyorum. Annen, baban, Maya ve bizler seni çok çok çok çok özledik. Annen ve babanın ne kadar kuvvetli olduğunu, seni nasıl sabırla beklediklerini hepimiz gördük, Maya da onları bir yere kadar oyalayabiliyor. Seni en kısa zamanda tekrar aramıza dönmüş, hayata tekrar bıraktığın yerden devam ederken görmek istiyoruz. Her şeye rağmen bütün bu öğrendiklerimiz için sana ve Allah’a teşekkür ediyoruz,
SENİ ÇOK SEVİYORUZ.
Anneannen, Deden, Dayın, Yengen, Enişten ve Seni Çok Seven Kuzenlerin Adına
En sevdiğin teyzen
AYLİN
10.07.2008
07.07.08
Mina iyileşme sürecinde devam ediyor. Destekli oturabiliyor, kafasını taşıyabiliyor, yutkunabiliyor. Bizimle hala iletişimi yok. Ama fiziksel anlamda eskiden yapamadığımız bir sürü şeyi yapabiliyoruz. Hergün fizyoterapi yapılıyor, havanın ve kendi keyfinin müsaade ettiği günlerde terapiye havuzda devam ediyoruz. Konuşma terapisine gidiyoruz. Toplarla çalışıyoruz. Pedal çeviriyoruz. Ayağa kaldırıyoruz.
Atlara gidiyoruz. Yürüyüşe çıkıyoruz. Ona kitap okuyoruz, film seyrediyoruz, kucak kucağa oturuyoruz ve şu an tek istediğimiz onun anne kelimesinin yanına yüzlerce kelimeyi daha sıkıştırarak bizimle konuşması.
Sizlerden ricam Mina için duaya devam ve de eğer benim güzel kızım bir şekilde sizlerin rüyasına girerse lütfen web sitesindeki rüyalar kısmına mesaj atın, belki bizlere bir haberi vardır.
20.01.08
Merhaba, Almanya ve İsviçre seyahatlerinden evine dönen Mina ailesinin ve sevdiklerinin yoğun bakımı altında mücadelesine aynı inanç ve kuvvetle devam etmektedir. Henüz çok ciddi bir değişiklik gözlenmemekle birlikte az da olsa reflekslerinde düzelme olmaktadır.
17.11.2007
Mina şu anda Almanya’da çok özel bir klinikte 6 haftalık bir tedaviye başladı, Güray ve Ayşin önümüzdeki günlerde daha detaylı bilgi verceklerdir, buradan gelişmeleri takip etmeye devam edebilecek Minacığımıza iyi dileklerinizi, dualarınızı ve enerjinizi iletebileceksiniz…
- 1.10.2007 pazartesi
- Bir aydır haber yazamamızın sebebi , Mina’nın inişli çıkışlı bir ilerleme tablosu göstermesiydi. Sonunda yoğun bakımdaki makinalardan kurtulup normal odaya çıktı. 15 gündür bu odada yoğun bakım hemşirelerinin gözetiminde bakılıyor. Mina hala açılmadı ama bizi dinlemesi ve takibi bayağı arttı. Yavaş yavaş oturmalara başladı ve hatta tekerlekli sandalye ile açık havaya bile çıktı. Artık eve gitme zamanı geldi gibi. Biz de evine kavuşağı günü sabırsızlıkla bekliyoruz . Onun tedavisinde evin ona çok fayda sağlıyacağını düşünüyoruz.
- 28.08.2007
Mina’mızın durumu stabil halini koruyor, keşke her gün güzel haberler verebiliyor olsak. Şu anda gözleri açık , sese ve ışıga karşi duyarlı , sesin geldiği yöne gözlerini çeviriyor, zaman zamanda kafasi ile takip ediyor. 2 hafta önce peşpeşe 2 gün güldü ama sonrasında belirgin bir gülüşü olmadı . Şuuru hala kapalı. O’nunla beraber sağlığın ne kadar önemli , mutluluğun ne kadar avucumuzun içinde olduğunu öğrendik. Bugün 7 hafta doluyor, bizler sabırla onu beklemeye devam ediyoruz.
10.08.2007 Cuma
Mina’mızın sağlık durumu her geçen gün, yavaş da olsa, iyiye gidiyor. Sabırla geri gelmesini bekliyoruz. Pozitif enerjiye ve dualara devam. Kandil’iniz Mübarek Olsun!
05.08.2007 Pazar
Tüm istek ve ricalarımıza rağmen, gazetelerde bizim isteğimiz dışında, internet güncel yazılarımız takip edilerek yazı dizisi haline getirilmesinden çok rahatsız olmaktayız. Bu yüzden internet güncel sayfamıza bir müddet ara vermek zorunda kalıyoruz. Mesajlarınız tarafımızdan takip edilecektir. Gönderdiğiniz sıcak mesajlarınız her zamanki gibi Mina, Ayşin ve Güray’a destek vermeye devam edecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz…
04.08.2007 Cumartesi
Mina’ nın ateşi normale döndü, Pazartesi gününe kadar dinlendirilmeye devam edilecek.
03.08.2007 Cuma
Mina’nın dünden beri ateşi vardı. O yüzden dünkü ve bugünkü Hiperbarik Oksijen tedavileri iptal edildi. Devam eden kasılmaları da ilaçla kontrol altına alındı, Mina uyuyor…
02.08.2007 Perşembe
Mina bir gün heyecanlandırıyor, bir gün sakinleştiriyor. Herhalde aniden uyanıp kalbimize indirmek istemiyor. Dünü sakin, uyuyarak geçirdi arada annesinin sesine tepkiler veriyor. Zaman zaman olusan kasılmaları için verilen sakinleştiriciler Mina’mızın uyanışını yavaşlatıyor.
01.08.2007 Çarşamba
Dün çekilen EEG ler sonrası Mina yavaş yavaş uyanma belirtileri göstermeye başladı. Babası ayağını gıdıkladığında ayağını çekip hafif gülümsemiş. Dün Hiperbarik Oksijen odasına bu sefer babasıyla girdi, babasının söylediklerine ara ara gözyaşlarıyla tepki verdi. Mina’nın tamamiyle uyanacağı günler artık çok yakın…
31.07.2007 Salı
Mina’nın bugün MR ve EEG leri çekiliyor. Şu anda stabil hali devam ediyor.
30.07.2007 Pazartesi
Mina bugün öğleden sonra Hiperbarik Oksijen odasınna girecek, rutin tedavisi devam ediyor. Biz de Mina’yı beklemeye devam ediyoruz…
29.07.2007 Pazar
Dün akşam üstü Mina’ya kaşığın ucunda dondurma yalatıldı. Bu küçük tatlar Mina’nın yutkunma egzersizleri… Bugün Mina’nın Hiperbarik Oksijen tedavisi yok, sakin bir gün geçiriyor. Bu arada bir yanlış anlamayı düzeltmek istiyoruz, Mina’nın gözlerinin açık olması uyandığı anlamına gelmiyor, Mina’nın bilinci hala kapalı…
28.07.2007 Cumartesi
Sabah hiperbarik oksijen odasına Mina annesiyle girdi. Ayşin konuşup ona komutlar verdi. Dün ilk defa Mina’ya 2 damla meyve suyu verdiler. Bu da bizim için çok önemliydi şimdiye kadar tükürüğünü bile aspire ediyorlardı, artık yutkunabiliyor…
27.07.2007 Cuma
Artık Mina’nın gözleri açık, bize bakıyor ama daha dış dünyayla iletişimi yok. Sabah akşam Mina’ya fizyo terapi yapılmaya başlandı. Uyandığı zaman kasları eski formunda olsun da hayatına kaldığı yerden devam edebilsin diye. Dün Hiperbarik Oksijen odasında ödemden beri ilk defa komutlara cevap vermeye başladı. Bugün daha umutluyuz, Mina’nın gün gün küçük kıpırtılarla bize doğru geldiğini görebiliyoruz.
26.07.2007 Perşembe
Biliyoruz ki hergün herkesin nasıl Mina’dan umutla ve sabırsızlıkla haber beklediğini. Bizim için de kolay olmuyor Mina ile ilgili bir gelişme olmadığını, aynı şekilde devam ettiğini yazmak. Biz de hergün hastahaneye gelirken bugün onunla ilgili güzel bir şey olmasını umut ederek geliyoruz.
Bugünle ilgili en iyi haberimiz Mina’nın değerlerinin gün geçtikçe daha iyiye gidiyor olması. Solunumu, kalbi, tansiyonu,bağırsak fonksiyonları makineler veya dış etkenler olmadan gerçekleşiyor. Şimdi Mina’nın vücut uyanma zamanının kendisi tarafından ayarlanıp, hazır olduğunda aramıza dönüceğini düşünüyoruz.
25.07.2007 Çarşamba
Mina stabil durumunu koruyor, herhangi bir değişiklik yok, beklemeye devam ediyoruz…
24.07.2007 Salı
Bugün tam 2 hafta oldu, Mina’mız uyumaya devam ediyor. Stabil hali devam ediyor….
23.07.2007 Pazartesi
Mina’mızda bugün de bir değişiklik yok, uyumaya devam ediyor..
22.07.2007 Pazar 18:00
Mina’da herhangi bir değişiklik yok, uyumaya devam ediyor…
22.07.2007 Pazar 12:00
Mina’nın durumunda şu ana kadar bir değişiklik yok, stabil durumunu koruyor. Dünden beri desteksiz solunumunu yapabiliyor. Öğleden sonra Hiperbarik Oksijen odasına girecek.
21.07.2007 Cumartesi 17:00
Mina stabil durumunu koruyor. Doktoru daha önceki filmleriyle şimdikileri arasında değişiklik olduğunu, ödemin tamamiyle giderilmiş olduğunu ve beyindeki lezyonlarda da azalma görüldüğünü söyledi. Hala uyanmasını bekliyoruz…
21.07.2007 Cumartesi 11:30
Mina’nın stabil durumu devam ediyor. Sabah tekrar MR’ı çekildi, öğlen nörolog gelip MR’ın yorumunu bildirecek. Öğleden sonra Hiperbarik Oksijen odasına girecek.
- İsteğimiz dışında çıkan gazete haberlerinden sonra hastane ve doktorlarımız yoğun bir telefon trafiğine maruz kalmıştır. Sizlerden ricamız gereksiz yere hastanemizi ve doktorlarımızı meşgul etmeyip gelişmeleri sitemizden takip etmenizdir. Bu uyarımızı dikkate aldığınız için teşekkür ederiz.
20.07.2007 Cuma 17:00
Mina öğleden sonra hiperbarik oksijen tedavisine alındı. Şimdilik bir hareket yok. Hiperbarikten çıktıktan sonra operasyona alındı ve yapay solunumu çıkarıldı, narkoz verilmeden hazır uyuyorken solunum borusundan daha rahat nefes alabilmesi için delik açıldı. Uyumaya devam ediyor…
20.07.2007 Cuma 09:30
Mina dün geceyi stabil olarak geçirdi. Yapılan kontrollerde ağrı reflekslerine cevap verdi, göz yaşı başladı. Sabah tekrar EEG’si çekilecek ilacın etkisinin devam edip etmediğine bakacaklar. Öğleden sonra Hiperbarik Oksijen odasına girecek.
19.07.2007 Perşembe
Dünkü MR’ın sonucu olarak Mina’nın beyninde olusan odemin geriledigi haberinden beri, Mina’nın durumu stabil olarak devam ediyor. Doktorlar cekilen EEG lerde Mina’nin hala uyku durumunda oldugunu soyluyorlar, uyanırken havale gecirmemesi icin de surekli kontrolde tutuyorlar. Sabaha karsı omzunda hareketlenme gorulmus, onun icin de ilac verilip titreme nobetlerini onlemisler. Uyanmasını hemen beklemediklerini bunun yavas yavas olmasinin Mina icin daha iyi olacagını soyluyorlar…
18.07.2007 Çarşamba 11:00
Herkesin bildigi gibi 48 saattir yuregimiz agzimizda, Mina’ya bir sey olacak korkusuyla bekliyorduk. Bugun saat 10:30 da Mina’yi MR a aldilar ve ogrendik ki beyindeki odem gerilemis. Bu haber hepimizi cok sevindirdi. Simdi sabah 08:30 dan itibaren Mina’yi uyutma islemini kestiler, yavas yavas uyanmasini bekleyecegiz. Gun icinde doktorlarin gorusleri geldikce sizi bilgilendirecegiz…
17.07.2007 Salı 17:45
Bugün bütün gün Mina uyutuldu. Saat 17:00 de Dr. gelip Mina’yı kontrol etti, dün gece çok önemliymiş, dün geceyi kazasız belasız geçirdik. Dr. da şu anda ödemin gerilediğini düşünüyor. Asıl haber yarın çekilen MR dan sonra… Ne kadar gerilemiş olduğunu ancak orada görebilecekler. Yarın ilacı kesip ufak ufak uyandırmaya başlayacaklar. İnşallah yarın bizim için daha iyi bir gün olacak…
17.07.2007 Salı
Krıtik saatlarimiz devam ediyor. Bu saate kadar geçen sürede ödemin artmadığını biliyoruz. Bu bizim için çok güzel bir haber. Çarşamba günü çekilecek olan MR’ı bekliyoruz. Buna göre uyutma ilaçları kesilecek.
16.07.2007 Pazartesi
Dünkü sevincimiz biraz kursağımızda kaldı. Dün akşam saat 21.30′da Mina’nın reflekslerinde bir anormallik görüp Tomografiye aldılar. Tomografi’de beyindeki ödemin artmış olduğu görüldü ve tekrar beyin uyutulmaya başladı.
15.07.2007 Pazar
Bugün saat 19:30 da Ayşin Güray’la yoğun bakıma girdiğinde Mina’nın sağ kolunu büküp kaldırdığı haberi geldi. Hepimiz sevinçle yoğun bakım katına indik. Anneanne ve teyzeyi de yanına aldılar. Teyze bugün bütün olanları Mina’ya anlatırken gözleriyle teyzeyi takip etmeye, her iki bacağını da sağa sola tekme atar gibi hareket ettirmeye başladı. Tabii bu bizim için büyük sevinç, Mina’nın da bize verdiği doğum günü hediyesi oldu. Yarın sabah Mina’nın EEG, MR ve Tomografileri çekilip daha öncekilerle karşılaştırılacak. İnşallah yarın daha iyi haberler alacağız…
- Bugün benim doğum günüm hepinizi saat 13.00′da başlayacak doğum günü partime bekliyorum…belki de en özel doğum günüme…
Evet bugün Mina 11 yaşına basıyor. Bu sabah önce oksijen odasından yoğun bakıma giden koridoru balonlarla süsledik. Çünkü Mina’yı ancak o koridorda yoğun bakıma giderken görebiliyoruz ve kendimizi duyurabiliyoruz. O yüzden Mina oksijen odasından çıkar çıkmaz hepimiz avazımız çıktığı kadar İYİ Kİ DOĞDUN MİNA şarkısını söyleyip arada hıçkırıklarla hadi uyan diyerek onu yoğun bakıma gönderdik. O da bize baktı gözlerini açtı ama daha görebildiğini sanmıyorum.
Bugün Mina’nın küçük havaleleri ve titremeleri vardı. Doktorlar bunun iyi bir şey olduğunu, beyin fonksiyonlarının harekete geçtiğini söylediler. Beynin fazla yorulmasını istemedikleri için de bugün onu biraz uyutacaklar. Dün gelen çocuk nöroloğu Doçent Dr. , Mina’da oluşan beyin lezyonlarının kalbin durduğu zaman oksijensizlikten olmadığını ALFA COMA dedikleri beyindeki glükoz eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. Burak Bey, Mina için umutlu konuşup uyandığında gözlerde ve sağ tarafında araz olabileceğini ama tabii herşeyin Mina uyandıktan sonra kesinlik kazanacağını söyledi. Oluşan araz herneyse Mina’nın çocuk olmasından dolayı kalıcı olmayabilirmiş.
Mina’nın arkadaşları, kuzenleri bugün saat 13.00 de hastaneye geldi. Hepimizin üstünde Mina’nın resmi bulunan t-shirtler, arkasında SENİ ÇOK SEVİYORUZ İYİ Kİ DOĞDUN MİNA yazısıyla hastane koridorlarında dolaşan insanlar… Yaklaşık 7-8 çocuk, kardeşi Maya, Ayşin, pastayı tutan teyzesiyle beraber yoğun bakımda Mina’nın yanına girmemize izin verildi. Yarı ağlayarak yarı gülerek Mina’ya doğum günü şarkısını söyledik, sağlığına biran evvel kavuşmasını dileyerek oradan çıktık. Büyüklerde Mina’nın odasının dışından dualarını ve iyi dileklerini gönderdi. Herkes çıktıktan sonra hastahanenin kafeteryasında pastasını üfleyip doğum gününü kutlamaya çalıştık. Umuyoruz Mina sağlığına kavuşur kavuşmaz daha büyüğünü evde, pastasını onun üfleyeceği şekilde kutlayacağız….
14.07.2007 Cumartesi
Iki gündür Mina gözlerini açmaya, ayaklarini oynatmaya başladı. Bugun hiperbarik oksijen odasında Aysin sürekli Mina’ya seslenip onu harekete geçirmeye çalıştı. Mina gözlerini açıp birkaç kez baktı. Şu anda daha bilinçli bakmıyor. Mina’nın en sevdiği grup Hepsi Grubunun müziği eşliğinde ayaklarını hareket ettiriyor. Ayşin bağırıp seslendikçe Mina’nın gözlerinden yaş geldi. Herkesin duası ve enerjisi Mina’yı harekete geçiriyor. Lütfen dualara devam…


SON MESAJLAR